Terekenin tespiti, ölen kişinin geride bıraktığı mal ve hakların sulh hâkimince yazılıp kayda geçirilmesidir. Halk arasında “terekenin tespiti davası” denir. Türk Medeni Kanunu ise bu işi tereke için alınan koruma önlemleri arasında sayar ve “terekede bulunan mal ve hakların yazımı” diye adlandırır (TMK m. 589). Başvuru, ölen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçılardan birinin istemesi yeterlidir; hâkim gerekli gördüğünde kendiliğinden de karar verebilir.
Malların neler olduğunu bilmeyen mirasçı için yol birkaç adımdan oluşur: mirasçılık belgesi almak, e-Devlet’teki tapu sorgusunu kullanmak, diğer mirasçılardan bilgi istemek ve gerekirse sulh hâkiminden yazım istemek. Aşağıda bu adımlar sırayla anlatılıyor.
Tereke nedir, neden ölüm günü esas alınır?
Tereke, ölen kişinin geride bıraktığı mal, hak ve borçların bütünüdür. Kanun ölen kişiye “mirasbırakan” der.
Miras, mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılara bir bütün olarak geçer (TMK m. 599). Ev, arsa, alacaklar ve diğer malvarlığı hakları ölüm anında mirasçılara geçer. Mirasçılar mirasbırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu olur. Bu yüzden mirasçının öğrenmek istediği şey, ölüm gününde mirasbırakana ait olan mal, hak ve borçlardır.
Mirasçı birden fazlaysa, paylaşma yapılana kadar aralarında miras ortaklığı doğar (TMK m. 640). Mirasçılar terekedeki mallara elbirliğiyle malik olur. Elbirliği, malların paylaşma yapılana kadar mirasçılara ayrı ayrı değil, hep birlikte ait olması demektir.
Terekenin tespiti gerçekten bir dava mı?
Günlük dilde dava denmesine rağmen, sulh hâkiminden istenen yazım bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382). Çekişmesiz yargı, karşı tarafla bir uyuşmazlık olmadan hâkimden bir işlem yapmasının istenmesi demektir. Kanun bu işler için tereke mallarının korunmasına yönelik önlemleri, mirasçılık belgesi verilmesini ve resmî defter tutulmasını ayrıca sayar.
Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383). Yer bakımından yetkili olan, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimidir (TMK m. 589).
Hukuk Muhakemeleri Kanununda ayrıca genel bir “tespit davası” vardır (HMK m. 106). Bu dava, bir hakkın ya da hukuki ilişkinin var olup olmadığını belirlemek için açılır. Davayı açanın hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Kanuna göre maddi vakıalar, yani tek başına olaylar, bu davanın konusu olamaz. Bu genel tespit davası, sulh hâkiminden istenen yazımdan ayrı bir kurumdur. Bir malın terekeye ait olup olmadığı konusunda mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa hangi yola gidileceği somut olay üzerinden değerlendirilmelidir. Bu yazı, sulh hâkiminden istenen koruma önlemleri üzerinedir.
Sulh hâkimi hangi önlemleri alabilir?
Sulh hâkimi, tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesi için gereken bütün önlemleri alır. Kanun bu önlemlerin başlıcalarını sayar (TMK m. 589).
Yazım. Terekede bulunan mal ve hakların tek tek kayda geçirilmesidir. Uygulamada “terekenin tespiti” denen iş budur.
Defter tutma. Bazı durumlarda hâkim terekenin defterinin tutulmasına karar vermek zorundadır (TMK m. 590):
- Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış ya da alınması gereken biri varsa,
- Mirasçılardan biri uzun süredir bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa,
- Mirasçılardan ya da ilgililerden biri ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde isterse.
Kanun defter tutma işleminin gecikmeksizin tamamlanmasını ister.
Mühürleme. Yazımı yapılan mallardan gerekenler mühürlenir; mühürleme yazımdan önce de yapılabilir (TMK m. 591). Mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyacı olan eşya bir tutanakla belirlenip kendilerine bırakılır. Evin, onların oturması için zorunlu olan bölümleri mühürlenmez.
Resmen yönetim. Hâkim bazı hallerde terekenin resmen yönetilmesine kendiliğinden karar verir (TMK m. 592). Örneğin mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, mirasçılık sıfatı yeterince ispatlanamıyorsa ya da uzun süredir bulunamayan bir mirasçının menfaati bunu gerektiriyorsa.
Vasiyetnamelerin açılması. Mirasbırakanın vasiyetnamesi varsa açılması da koruma önlemleri arasındadır.
Hangi önlemin gerektiğine hâkim somut duruma göre karar verir.
Malları elinde tutan mirasçı bilgi vermezse ne olur?
Bazı ailelerde ev eşyası, belgeler ya da araç mirasçılardan birinin elindedir ve diğerleri neyin var olduğunu bilmez.
Kanun bu durumda mirasçılara açık yükümlülükler yükler. Tereke mallarını elinde tutan ya da mirasbırakana borçlu olan mirasçı, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermek zorundadır (TMK m. 646). Mirasçılar paylaşmanın eşit ve adil olması için gereken bütün bilgileri birbirlerine vermekle yükümlüdür (TMK m. 649).
Bunun yanında her mirasçı, terekedeki hakların korunmasını tek başına isteyebilir. Bir mirasçının sağladığı korumadan diğer mirasçılar da yararlanır (TMK m. 640). Bir mirasçının istemiyle sulh mahkemesi miras ortaklığına bir temsilci de atayabilir.
Miras malları nasıl bulunur? Adım adım
1. Mirasçılık belgesi alın. Mirasçılık belgesi, kimlerin mirasçı olduğunu gösteren resmî belgedir. Yasal mirasçılara başvuru üzerine sulh mahkemesi ya da noter tarafından verilir (TMK m. 598).
2. Taşınmazları e-Devlet’ten sorgulayın. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün e-Devlet’te “Tapu Bilgileri Sorgulama (Mirasçısı Olduğunuz Kişi Adına)” adlı bir hizmeti vardır. Bu hizmetle mirasçısı olduğunuz kişinin taşınmaz bilgileri sorgulanır. Hizmete e-Devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, T.C. kimlik kartı ya da internet bankacılığıyla girilir.
3. Bilinen malları bir liste hâlinde yazın. Evdeki eşya, belgeler, mirasbırakanın kendi notları ve yazışmaları ilk ipuçlarını verir. Malları elinde tutan mirasçıdan yazılı olarak bilgi istemek, kanundaki bilgi verme yükümlülüğünün işletilmesi için bir başlangıçtır.
4. Banka hesabı, araç, şirket payı gibi varlıkları ayrıca araştırın. Bu varlıkların hangi kurumdan ve hangi belgeyle sorgulanacağı bu yazının kapsamına alınmadı. Başvurmadan önce ilgili kurumdan öğrenilmelidir.
5. Sulh hukuk mahkemesine yazım için başvurun. Başvuru mirasbırakanın yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Başvuruda yazım, gerekirse mühürleme ya da defter tutma istenir. Mirasbırakan yerleşim yerinden başka bir yerde öldüyse, ölümün gerçekleştiği yerin sulh hâkimi oradaki mallar için önlem alır ve dosyayı yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir (TMK m. 589).
6. Giderleri bilin. Önlemlerle ilgili giderleri başvuran kişi karşılar. Bu giderler ileride terekeden alınır. Önleme hâkim kendiliğinden karar verdiyse giderleri Devlet karşılar (TMK m. 589). Harç ve gider tutarları değişebilir; başvurudan önce mahkemeden teyit edilmelidir.
Terekenin tespiti mirası reddetme süresini nasıl etkiler?
Terekede neyin olduğunu bilmek, mirası kabul edip etmeme kararı için de önemlidir. Çünkü mirası kabul eden mirasçı borçlardan da sorumlu olur.
Mirası reddetme süresi üç aydır; bu süre yasal mirasçı için kural olarak mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten, koruma önlemi olarak terekenin yazımı yapılmışsa yazımın bittiğinin sulh hâkimince mirasçıya bildirildiği tarihten başlar (TMK m. 606, m. 607). Mirasçı olduğunu sonradan öğrendiğini ispat eden yasal mirasçı için süre bu öğrenme tarihinden işler.
Bundan ayrı olarak kanunda “resmî defter” denen bir usul daha vardır (TMK m. 619). Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı sulh hâkiminden resmî defter tutulmasını isteyebilir. Bir mirasçının bu istemi diğer mirasçılar için de geçerlidir. Resmî defter, koruma önlemi olan yazımla aynı şey değildir; kendi kuralları ve süresi vardır.
Yazı 7 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlı bir değerlendirme olup, somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

